Aslan Payı - Fatih Erdoğan

Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılı bütçesi 16 Aralık Pazar günü Büyük Millet Meclisi’nde görüşüldü. Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer Beyefendinin verdiği bilgilere göre:32 milyar 983 milyon 39 bin TL’si personel...

Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılı bütçesi 16 Aralık Pazar günü Büyük Millet Meclisi’nde görüşüldü. Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer Beyefendinin verdiği bilgilere göre:

32 milyar 983 milyon 39 bin TL’si personel giderleri için,

5 milyar 210 milyon 407 bin TL’si Sosyal Güvenlik Kurumuna Devlet primi giderleri için,

3 milyar 952 milyon 716 bin TL’si mal ve hizmet alım giderlerinde kullanılmak üzere cari harcamalar için,

1 milyar 368 milyon 216 bin 650 TL’si Devlet Parasız Yatılı Öğrencileri, burslar ile diğer cari transferler için,

3 milyar 955 milyon TL’si sermaye giderleri için,

27 milyon TL’si sermaye transferleri için olmak üzere 2013 bütçesi; “toplam 47 milyar 496 milyon 378 bin 650 TL” olarak bağlandı. Aslan payı yine M. E. Bakanlığının. Vatana ve Millete hayırlı olsun.

 

AKADEMİ AÇAMAYAN MEB E- AKADEMİ AÇTI

 

Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlarında görev vereceği eğitim-öğretim, yönetim, teftiş ve çeşitli uzmanlık alanlarına meslek içinde eleman yetiştirilmesi ile kariyerlerinin geliştirilmesi, kalite ve verimliliğin arttırılması için bir akademi açmaya çalışıyordu. 30 yılı aşkın süren bir mücadelenin ardından inşaatı bitirilen ve 10 Mart 2009 tarihinde açılışı yapılan Milli Eğitim Akademisi camiayı sevince boğmuştu. Dönemin Bakanı Hüseyin Çelik yaptığı açış konuşmasında, Eğitim akademisine ilişkin bir yasa taslağının hazırlandığını TBMM'ye sevk edildiğini ve kısa sürede yasalaşacağını ifade etmişti. Bu kanun hala çıkarılamadı.

Eğitim camiası akademinin faaliyete geçmesini beklerken, Bakanlık Makamı'nın onayı ile Hizmet içi Eğitim Dairesi Başkanlığı ve Ankara Hizmet içi Eğitim Enstitüsü'nün 20 Kasım 2009 tarihine kadar Hasanoğlan'a taşınması emredildi. Yani Eğitim Akademimiz bir hizmet içi eğitim merkezine dönüşüvermişti. Ancak taşınma gerçekleşmeden karar tekrar iptal edildi. 2010 yılında ise MEB koca tesisi Polis Meslek Yüksek Okulu olarak kullanması için İçişleri Bakanlığına devretti. 4 Mart 2011 tarihinde İçişleri Bakanı Beşir ATALAY tarafından tesisin polis akademisi olarak açılışı yeniden yapıldı. Bu uygulama karşısında bir eğitimci olarak şaşkına dönmüştüm. Buna rağmen; “Büyüklerin işine karışılmaz, mutlaka bir bildikleri vardır” diye düşünmüştüm. Ne zaman ki Bakanlığın Bilgi İşlem Grup Başkanlığı ve İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü-Eğitim Grup Başkanlığı koordinesinde bir “e-Akademi” açıldı ve uzaktan eğitim verilip ölçme / değerlendirme yapılmaya başlandı, benim de kafam iyice karıştı.

Bakanlık, Milli Eğitim Müdürlerini, Müdür Yardımcılarını, Okul Müdürlerini, hatta Müfettişlerini bir akademi bünyesinde temel eğitimden geçiremiyor. Bunu Türk Silahlı Kuvvetleri yapıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan yukarıda belirttiğimiz personelin farklı farklı yoğurt yediğini hepimiz biliyoruz. Ankara’da hazırlanıp teşkilatlara yollanan yönetmeliklerle, yönergelerle artık kurumlar idare edilemiyor. Bünyesinde görev yapan personelinin eğitimi için bir akademi ihtiyacı açıkken Bakanlık yıllarca emek verilerek inşaatı bitirilen Hasanoğlan’daki Milli Eğitim Akademisi için inşa edilen binalarını İçişleri Bakanlığından tekrar almalıdır. Bütçeden en büyük payı almasıyla ünlenen koca MEB, bir Akademiyi açmayı başaramadı. Her şeyi iktisat ve işletme mantığıyla çözeceğini zanneden Bakanlık aksaklıkların “e Akademi” ile de çözülebileceğine inanıyorsa yanılıyor…

Pazartesi yazıları biraz neşeli olmalı. Bu yüzden yazıyı bir fıkra ile bitirmek istedim.

Oğlunun odasına giren anne onu uyandırmaya çalışır. ‘Oğlum uyan artık. Okula geç kalacaksın.’ Yarı açık yarı kapalı gözlerle annesine bakan oğlu uykulu bir sesle ‘fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum’ dedi. Oğlunun isteğine karşı çıkan anne: ‘Okula neden gitmek istemiyormuşsun bakayım? Bana lütfen iki ciddi neden söyle.’ Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı: ‘Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyorlar, biiir... Tüm öğrenciler de nefret ediyorlar, ikiii... Bu iki ciddi nedenim yeter mi anne?’ Annesi oğlunun nedenlerini geçerli bulmadı. ‘Bunlar okula gitmemen için neden olamaz. Şimdi hemen kalk ve hızla hazırlan’ Bu kez oğlu iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden: ‘Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden söyleyebilir misin, anne?’ dedi. Sabrı tükenme noktasına gelen anne, oğlunun üstündeki yorganı hızla çekti ve istediği iki ciddi nedeni sıralamaya başladı: "Birinci ciddi neden, 52 yaşında koskoca bir adamsın. İkinci ciddi neden, sen okulun müdürüsün…”

Yazarlar Haberleri