Yeni Yıl

Yeni bir yılın arifesindeyiz. 2014 ha girdi ha girecek. Temennimiz yeni yılın; vatanımıza, milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa huzur ve mutluluk getirmesi, yaşanan acıların sona ermesi.Millet olarak hiçbir düşüncede...

Yeni bir yılın arifesindeyiz. 2014 ha girdi ha girecek. Temennimiz yeni yılın; vatanımıza, milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa huzur ve mutluluk getirmesi, yaşanan acıların sona ermesi.

Millet olarak hiçbir düşüncede tek vücut olamıyoruz. Her konuda büyük bir bölünmüşlük yaşıyoruz. Kimse kimsenin düşüncesine, inancına ve yaşantısına saygı göstermiyor. Bir başkasının mutluluğuna ortak olmasını tümden unuttuk!

 

Birlik ve beraberliğimizi yitirdik. Kurban Bayramında böyle, Ramazan Bayramında böyle, Yeni yılda böyle… Her şeye rağmen daha mutlu günler için dua etmemiz farklı inançlara mensup olan vatandaşlarımızı kırmamamız gerekiyor. Kiminle konuşsam bu şekilde düşündüklerini söylüyorlar. Ama üzülerek uygulamalarının çok farklı olduğunu görüyorum.

 

Son birkaç yıldan beri Taksim Meydanı’nda yapılan yeni yıl kutlamaları(niçin yapıldığını anlayabilmiş değilim) esnasında önlerine çıkan bayanlara sarkan yiğitlerimiz de bizimle aynı düşündüklerini göstermek için yılbaşı arifesinde bir açıklama yapmışlar. Metin aynen şöyle; “Biz yeni yıl kutlamalarının Noel’in devamı niteliğinde olduğunu biliyoruz. Bu gece Hıristiyanlar gibi eğlenmenin, onlara benzemek anlamına geldiğini ve büyük günah sayıldığını da biliyoruz. Bu yüzden yılbaşı gecesi Taksim Meydanına eğlenmeye gelenleri duçar olacakları günahlardan korumak istiyoruz ve büyük günahlardan öncelikle bacılarımızı korumaya çalışıyoruz. Bu nedenle yerli yabancı demeden önümüze çıkan bacılarımızı elimizle ve dilimizle uyarıyoruz. Başka bir amacımız kesinlikle yoktur.” Vay anasına, el insaf be, pişkinliğin böylesi görülmüş şey değil.  

 

Bazı vatandaşlarımız umudunu tümden yitirmiş; İnsanlık hızla yok olmakta siz neyi düzelteceksiniz kardeşim diyerek söze başlıyorlar ve ‘selam verdiğin zaman selamını alan kalmadı, alan da önce tipine bakıp hoşuna giderse sonra alıyor. Güven tümden yok oldu, yalan ve talan o kadar çoğaldı ki kime inanacağımızı bilemez olduk. Doğru söze tahammül yok, kimse bir başkasına inanmıyor. Düşene el uzatan nerde? Düşeni görenler, bir tekme de ben vurabilir miyim diye fırsat kolluyor. Komşu komşunun külüne muhtaç vaziyetleri toplumu tümden terk etti. Yan dairedekilerin pazar temizliğine dahi tahammül eden yok. Emanete sahip olmak, adil olmak, adam kayırmamak, kimsenin ırzına ve namusuna göz dikmemek unutulup gidiyor. Kadının kocasına, evladın anne ve babasına, çırağın ustasına, işçinin patronuna, küçüğün büyüğüne, öğrencinin öğretmene saygısı da sevgisi de kalmadı. Büyükler küçüklere söz dinletemiyor. Küçükler büyüklere derdini anlatamıyor. Kazanç çok ama bereket yok. İnsanlar birbirinin yüzüne gülüyor ama elindeki hançeri saplamak için arkanı dönmeni bekliyor.’ Ekliyorlar; İnanmıyor musun? O zaman şu fıkrayı dinle diyorlar:

İsviçre’de postanede çalışan memurlar yılbaşı günü Noel Babaya yazılmış bir mektuba rastlarlar. Tabii Noel Baba diye birisi olmadığı için mektubu kendileri açıp okurlar. Mektupta ‘Sevgili Noel Baba, ben 10 yaşında bir Türk çocuğuyum. Biz Müslümansız. Annem ve babam varlığına inanmıyorlar. Ben senin var olduğuna inanıyorum. Okulumdaki diğer arkadaşlarıma birçok hediyelergeldi ama bana hiç hediye getiren olmadı. Senden üç şey istiyorum. Bana bir kalem, bir kalem kutusu, bir de ayakkabı gönderirsen çok sevinirim.’

Memurlar mektubu okuyunca bu Türk çocuğunu kazanmaları ve Noel Babaya olan inancını daha da kalıcı hale getirmek için kendi aralarında para toplayıp çocuğun istediği hediyeleri almaya karar verirler. Kalem ve ayakkabıyı alırlar, topladıkları para yetmediği için kalem kutusunu alamazlar. Aldıkları hediyeleri mektuptaki adrese gönderdikten günler sonra çocuktan bir teşekkür mektubu gelir. Mektupta bu defa şunlar yazılıdır: ‘Sevgili Noel Baba, var olduğunu biliyordum, gönderdiğin hediyeleri aldım. Beni çok memnun ettin. Gönderdiğin hediyelerden birisi gelmemiş. Onu da herhalde postanedeki şerefsizler almıştır.’

 

‘Otu çek köküne bak’ derler ya ne kadar doğru. Büyüğümüzde aynı küçüğümüzde, Allah yardımcımız olsun.

 

Bazıları kızacak ama yinede yeni yılla ilgili dilek ve temennide bulunacağım. Yeni yıl hepimize barış, kardeşlik, huzur ve daha fazla akıl getirsin…

 

 

Genel Haberleri