Bu Suriyeliler de çok olmaya mı başladı ne?

Çok azıttılar, zıvanadan çıktılar. Kontrolsüz güç haline geldiler. Şımardılar belki de… Her türlü imkân verildi, şirazeyi kaybettiler. İçimizdeki düşman oldular.Gün geçmiyor ki Suriyelilerin bu şehirde çıkarttığı...

Çok azıttılar, zıvanadan çıktılar. Kontrolsüz güç haline geldiler. Şımardılar belki de… Her türlü imkân verildi, şirazeyi kaybettiler. İçimizdeki düşman oldular.

Gün geçmiyor ki Suriyelilerin bu şehirde çıkarttığı kavgalar, yaralamalar, tehditler, şantajlar ve kısa adıyla huzursuzlukların ardı arkası kesilmiyor.

Her geçen gün de artıyor. Aslında Çadırkent’ten çıkartılmayacaklardı, zaten her türlü imkânları karşılanıyor, çarşıya çıkmalarına, kent içinde yuvalanmalarına izin verilmeyecekti.

 

Aslında tehlike geliyorum sinyallerini vermişti. Sanal alemde var bu işaret, bu belirti, bu davet. Emniyet uyudu. Hiçbir tedbir almadı.

Pazar günü, emniyet Suriyelilerin dükkanlarının, işyerlerinin önünde gerekli tedbirleri alsaydı, bu olaylar büyümeyecek, protestolar, eylemler 4 saat sürmeyecekti. (Gecenin geç vakitlerine kadar sürdüğünü de görenler var) Dükkânlar yağmalandı, cam-çerçeve aşağı inerken, araçları da param parça edildi.

Bu kadarı da fazla değil miydi, fazlaydı… Tepki şiddete ulaştı, amacından sapıttırıldı. Ha, birileri belki böyle istedi. Aşermiştir, canı çekmiştir!

Fakat bizim dikkat etmemiz, uyanık olmamız lazım.

 

Gazeteci-yazar arkadaşlarıma dikkat ediyorum, bu meselede seslerini de yükseltmeye başladılar. Haberlere, manşetlere çıktılar. Mustafa Karaaslan yazdı, Akif Arslan yazdı aslanlar gibi, başka yazan varsa da görmedim, lakin şehrimizde bulunan yaklaşık 52 bin Suriyeli mültecinin her geçen gün potansiyel tehlike haline geldiğini görmek bizi üzüyor.

Sanıyorum bu meselede sayın valimiz de üzülenler arasında.

Biliyorsunuz, Suriyelilerin haberleri genellikle basından gizleniyor. Dışarıya, yukarıya karşı ayıp olmasın, huzursuzluk çıkartmasın diye olsa gerek.

Ancak güneşi balçıkla sıvamanın imkânı yok!

 

Kentte 52 bin Suriyeli var dedik. (bunun 16 bini Çadırkent’te, kalanı kentin dört biryanına yayılmış vaziyetteler) Allah kimseyi yurdundan yuvasından eylemesin!

Şu var, her geçen gün çekilmez hâl alıyorlar.

Haraç topluyorlar, adam dövüp tehdit ediyorlar, şantaja meylediyorlar.

Şehre yayılan yaklaşık 36 bin Suriyeli yüzünden merkezde konutların fiyatları uçuşa geçerken, kiralar da ondan geri kalmadı. Kiralık ev bulmak mesele oldu zaten.

Demem o değil, topluma verdikleri huzursuzluk her geçen gün had safhada. İnsanlar parka gidip oturmaya korkuyor, araç sürerken yaz gününde dahi camı açık bırakmaktan imtina ediyor, her an bir saldırıya uğrarım korkusu içindeler…

 

Sanayi sitesinde çalıştıkları gibi, artık fabrikaların da Suriyeli işçi çalıştırdıkları biliniyor. Çalışsınlar. Ancak ucuz yevmiye olunca, gerçekten işe ihtiyacı olan yerli halkı iş bulmakta zorlanıyor.

Bu meselede yazılacak çok şey var da, özetleyecek olursam; 3 yıl önce 10 yaşında gelen gençler, bugün birer delikanlı oldular ve potansiyel tehlike olarak parkları, caddeleri, sokakları işgal etmiş durumdalar.

Bu arada, birçok gencimiz, Suriyeli kızlarla da evlenmeye başladı. Arapça ikinci dilimiz oldu, fena mı?

 

Son sorum, sayın valime veya etkili-yetkili kimse cevabını o versin, 2013 yılında, gayri ahlakı suçtan ötürü (ne demek istediğimi siz anladınız) kaç Suriyeli kadın sınır dışı edildi?

Başka sorum yok hâkim bey!

 

Son not:

Pazar günü olaylar yaşandı.  İstenmeyen… Keşke olmasaydı. Ha, bunu 300-400 kişilik bir gurup istedi. Maraş halkının fikri değildi bu. Şayet bu eylem, bu protestolar Maraş halkının fikri olsaydı, hadiselere daha da büyüyecek, kontrolden çıkacaktı. Birileri baş tutan yarayı kaşımaya çalışıyor, dikkat lütfen!

Genel Haberleri