Maraşta Haber
Maraşta Haber

Yedi Güzel Adam Neden Bir Çirkin Adamla Başlatıldı?

TRT’nin Yedi Güzel Adamı memleketimizde oldukça büyük yankı yaptı. Sanırım herkes erkenden evlerine çekilerek dizi saatini bekledi. Neden biliyorum, çünkü ben o saati iple çektim de ondan. Bu nedenle sayın TRT Genel Müdürlüğü’ne, diziye sebep olanlara, yaptıranlara, yapanlara teşekkürlerimi sunuyorum. Yedi Güzel Adam’ın en azından dördünü oldukça yakinen tanıyorum. İçlerinden birkaçının yazım hayatlarına gazetemde başladıklarını […]

Yedi Güzel Adam Neden Bir Çirkin Adamla Başlatıldı?

30 Nisan 2014 - 20:44A+A-

Kahramanmaraş'ın güncel haberlerini Google News'ten takip edin !

TRT’nin Yedi Güzel Adamı memleketimizde oldukça büyük yankı yaptı. Sanırım herkes erkenden evlerine çekilerek dizi saatini bekledi. Neden biliyorum, çünkü ben o saati iple çektim de ondan. Bu nedenle sayın TRT Genel Müdürlüğü’ne, diziye sebep olanlara, yaptıranlara, yapanlara teşekkürlerimi sunuyorum.

Yedi Güzel Adam’ın en azından dördünü oldukça yakinen tanıyorum. İçlerinden birkaçının yazım hayatlarına gazetemde başladıklarını biliyorum. Gazetem, rahmetli Cahit Zarifoğlu, rahmetli Erdem Bayazıt’tan, rahmetli Alaaddin Özdenören’in alfabesi oluyordu. Maraş’ın Sesi’nde sanat ve edebiyat sayfaları düzenlemişlerdi. Maalesef galanın sonunda sayın Rasim Özdenören benim de çıraklık ve kalfalık dönemimin geçtiği Engizek Gazetesi’nden, DemokrasiyeHizmet’ten, Kahraman Yurt’tan söz etti, ama benim gazetem Maraş’ın Sesi’nden tek satırla bahsetmedi. Nasıl etsinler, onlar dini bütün dindar kalmışlar bense, sol tarafta kalmış, hatta adıma “Komünist” denilmiş bir kişiydim. Haklıydı sayın Rasim Özdenören. Ankara’da bir görüşmemizde; “Ben yazmadım senin gazetedende, Alaaddin yazmış olabilir” demişti bana da.

İlk gazetecilik yıllarımda rahmetli Cahit Zarifoğlu ile uzunca bir süre arkadaşlık yapmıştım. Sanat ve edebiyat sayfaları hazırlamışlardı, rahmetli Erdem ile birlikte. Örneğin merhum Erdem Bayazıt’la da yine o yıllardan tanışıyor, kendisi CHP İl Başkanı rahmetli Nazım Bayazıt’la rahmetli Kemali Bayazıt’a akraba oluyordu. Bunlar CHP’nin İl Başkanı ve çok uzun yıllar Milletvekilliği yapmışlardı. Merhum rahmetli Erdem Bayazıt’ta rahmetli Cahit Zarifoğlu’da güzel şiirler okurlardı gençlik yıllarında.

Sayın Nuri Pakdil Beyle de sanırım adım komüniste çıktığı için hep biraz mesafeli olmuşuzdur. Tesadüfen karşılaştıkça selamlaşır, ayaküstü hal hatır sorar geçerdik. Sanırım Nuri Bey, ilk yazılarını yada ilk şiirlerini merhum Gazeteci Şeref’in (Şeref Turhan) haftalık Işık Gazetesi’nde yazmıştı. Şüphesiz ki, o da memleketimizin ender yetiştirdiği gençlerden ve şairlerden biri olmuştur. O yıllarda sayın Nuri Pakdil Beyle çok da hoş olmayan şöyle bir diyalog yaşadık:

Sayın Pakdil, 27 Mayıs’tan sonra Maraş’ta olduğu bir dönemde ben de İstanbul’dan tanış olduğum Mustafa Öz adına İnkılap diye Gazete çıkartmaktaydım. Sayın Nuri Beyi arkadaşım Mustafa Öz ile tanıştırdım. Mustafa yaşıyor mu öldü mü şimdi bilmiyorum. İstanbul’da birlikte Demokrat Parti’den bölünmüş ve Başkanlığını İstanbul Barosu Başkanı merhum Avukat Orhan Arsal’ın yaptığı Demokrat İşçi Partisi’nde tanışmış ve o Partiye girmiştik. Merhum Orhan Arsal, 5 Sendikacı arkadaşı ile Demokrat İşçi Partisi’ni kurmuştu. Demek ki, o zamandan beri İstanbul Barosu hep soldaydı. Biz de yani Mustafa ile ben O partide tanışmış birlikte o partiye girmiştik. Ben mitinglerde kendi yazdığım şiirleri okuyor. Mustafa da konuşmalar yapıyor ve bol alkış alıyorduk. Her mitingin sonunda beni sivil polisler alıyor, Adliyeye götürüyor, Ahmet Bey isimli sayın Savcı nasihat çekiyor ve beni bırakıyordu. Ben de her defasında şiirlerin dozunu daha da artırıyordum. O şiirlerimde özellikle İşçileri savunuyor, birleşmelerini, haksızlığa karşı çıkmalarını istiyordum. Örneğin; “İşçiler birleşiniz kuvvet birlikten doğar, O doğacak kuvvet ki, zulümü yurttan kovar” derken Marks’ın Dünya Proleterleri yani işçileri birleşiniz dediğini o yaşlarımda bilmiyordum. Aynı şiirlerin üç beş satır ötesinde yada bitişine yakın “Öz Türk İşçileriyiz temiz paktır alnımız, Demokrasi uğruna aksın berrak kanımız” demekle de sonradan mahkeme kararı ile bilir kişi seçilen sağcı Prof. Sahir Erman ve solcu Prof. Tarık Zafer Tunaya’nın raporuna göre de nasyonal sosyalist olacağımı yine maalesef bilemiyordum. Öldü ise, Allah rahmet eylesin, yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin. Sayın savcı bu sefer beni adliyeye sevk ederek tutuklanmamı istiyor, anlaşıldı: “Sen, Ahmet akıllanmayacaksın, git de Sultan Ahmet’de biraz dinlen” diyordu. Adliyede nöbetçi bayan hakim şiirlerimi okuduktan sonra bana dönerek; “ sen ne istiyorsun kadınların tırnak, dudak boyasından” diyordu. Ben de “bir şey istemiyorum hakim hanım, gazetelerde okuduğuma göre Türkiye’nin parası bu boyalara giderken dövizsizlikten hastalara ilaç getirilemiyor. Ve ilaçsızlık yüzünden ölüyorlar” demiştim. O kadar şiirin içinde hakim hanımın takıldığı ve bula bula suç olarak bulduğu mısralar da şöyleydi:

Fuzuli Nehri kurumuş tırnak dudak boyası

Böyle demokrasinin bir gün çıkar foyası

Zaruri nehri kurumuş akmıyor suyu

Bizdeki liberalin işte böyledir huyu

Hakim hanım ulan bacaksız bunları düşünmek sana mı kaldı defol dışarı diye bağırması ile kendimi dışarıda buldum. Polis dur bekle dedi bekledim. Tutuklanmışsın dedi ve Sultan Ahmet Cezaevi Siyasi koğuşuna teslim etti.

Şişman gardiyan iki kolumdan tutarak beni havaya kaldırdı. Berberin önüne oturttu. Her ne kadar yahu yapmayın saçımı kesmeyin ben “Komünist” filan değilim bir yanlış anlama var dedimse de siyasi koğuşa konuldum. İyi ki konulmuşum. 3 yıllık İstanbul hayatımda sanki bana o 3 aylık tutuklanma bir hayat üniversitesi oldu. İçerde kimler yoktu ki! İstiklal Mahkemesi’nden kafasını kurtaran Sebul-u Reşat Dergisi sahibi rahmetli Eşref Edip, Mısır’daki Müslüman kardeşlerden üç beş kişi, inşaat işçileri, Nazım Hikmet’e Peygamberim diyen üniversite son sınıftan atılma Sebahattin. Demir işçisi Şükrü. Selahattin Kaya, Avukat stajerleri, aklımda kalmayan daha başkaları. Her ezan okunduğunda namaz kılan rahmetli Eşref Edip, beni yanına çağırıp “gel oğlum Maraş’tan ‘Komünist’ çıkmaz” diyor ve birlikte namaz kılmamı teşvik ediyordu. Ama rahmetli bir gün de olsun namaza yaptığı davet gibi sefer tasına davet etmiyordu. O solcu denilen kişilerse, neleri var neleri yok ortaya koyup parası olan da olmayan da komün usulü birlikte yiyorlardı. Benim param olmadığından katkıda bulunamıyordum. Eğer öyle olmasa her gün bir defa hapishane idaresince öğlenleri bir defaya mahsus verilen fasulyeye yada nohuta talim ediyordum. Demokrat İşçi Partisi Başkanı aynı zamanda İstanbul Barosu Başkanı rahmetli Orhan Arsal, 3 gün sonra geldi. Partideki gece toplantısında 45 TL kadar bozuk para toplanmış, bana verdi. Yatar çıkar kitap yazarsın, Adnan Veli’de yattı çıktı Hapishane Çeşmesi’ni yazdı diye beni teselli etti. Avukatlığımı üstlendi ama bir defacık olsun mahkemeye giremedi. Zaten sorgudan sonraki ilk duruşmada beraat ederek, 3 ayın sonunda çıkmıştım. İlk mahkemeye girmem 3 ay sürmüştü. Ağabeyim “annen hasta” diye telgraf çekmişti. Sirkeci’den soğuk bir kış günü ısıtması olmayan arabaya binerek, titreye titreye yola çıktım. Her vardığımız ilde otelde kaldık. Isınabilmek için mecburduk. Devam etsek donabilirdik. Sonunda Adana’ya ulaştım. Cebimde arkadaşım Mustafa’nın verdiği çok az bir para kalmıştı. O parayla ancak karnımı doyurup sabahçı kahvesine ulaştım. Masa üzerinde sabahlayarak garaja gidip “paranızı Maraş’ta ödeyeceğim” diyerek otobüse bindim. Maraş’ta ilk işim ağabeyimden bilet parasını alarak götürüp vermek oldu. Sonra da anneme döndüm. Annem beni 3 sene sonra habersiz karşısında görünce afalladı. Rahmetliye ilk sözüm şu oldu: “ana sırtımdaki elbiseyi görüpte beni adam olmuş sanma, henüz daha adam olamadım cebimde para yok” dedim. Elbiseyi de arkadaşım Mustafa yapmıştı. Anam Rahmetli, oldukça yaşlanmıştı ve ben gitmeden önceden beri “adam olmayı paralı olmak” sanırdı.  “Kaç paralık adamsın” derdi. Böylece 3 yıllık İstanbul maceram sona ermiş oluyordu. Hemşerilerimin lokantasında garsonluktan yine hemşerim olan Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’suna Büyük Doğusu’ndan Ali Kemal’in Büyük Mücadelesi’ne ve Maarif matbaasına torpille geçerek İşçi Partisi’ne girişime oradan Sultanahmet cezaevinde 3 ay kalışıma neden olan İstanbul maceram sona eriyor, rahmetli anama kavuşmuş oluyordum.

İşte o Konya Ereğli’den olan arkadaşım Mustafa Öz’e Maraş’ta günlük İnkılap Gazetesi çıkarıyordum. O esnada sayın Nuri Pakdil’i de Mustafa Öz ile tanıştırdım. Nuri Bey islamı, Mustafa Öz’de Mustafa Suphi gibi sosyalizmi savunuyordu. Konuşmalar biraz kızgınca geçmeye başladı. Nuri Bey “senin dediğin doğru ise, utanma duygusuna hiç gerek yok, çırılçıplak çarşıya kadar koşabilir misin?” diye sordu. Mustafa’da “ver evinin tapusunu koşayım” diyordu. Sonuçta ne Nuri Bey tapu verdi. Ne de Mustafa soyundu. Ben her ikisini de yatıştırmaya çalıştım. O konuşmalar da hoş bir anı olarak kaldı kafamda. Ve uzun yıllar Nuri Beyi hiç görmedim. Otomatik makine alarak, pedaldan kurtulabilmek için Ankara’da iken Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalışan sayın Rasim Özdenören beye uğradım. “Bir baskı makinesi almak istiyorum” dedim.  “Ne kadara ihtiyacın var?” Dedi. Ben “50 bin yada 100 bin olsa yeter” dedim. Rasim Bey, “olmaz vermezler” dedi. “neden” dedim. “parayı alıp kaçarsın sanarlar” dedi. “En az 500 bin filan istersen verirler” dedi. “benim bütün servetim 100 bini geçmez” dedim. Nasıl 500 bini alayım. dedim gülüştük. Para istemeden vazgeçerek, çıkmak üzereydim ki, Nuri Bey de burada dedi. Ben de “gelmişken onu da görmeden gitmeyeyim” dedim. Asansörle 40. Kata çıktım. Nuri Beyle karşılaştık. Kütüphaneye birlikte çıkıyorduk ki, “ben Rasim beye gelmiştim senin burada olduğunu Rasim Beyden öğrenince görmeden gitmek istemedim.” Deyince Nuri bey bozuldu. “benim işim var Yaşar” dedi. Ben de “seni iyi gördüm benim de işim var zaten haydi Allah’a emanet ol Nuri Bey” diyerek asansörden geri döndüm. Çok hoş bir anı olmasa da gerçekti. Gerçekleri de konuşmaktan kaçmamak lazım.

Nuri Beyin gıyabımdaki bir sözü kendisini bana daha çok ısındırmış ve sevdirmişti. Herkesin bana “Komünist” diye baktığı yıllarda o, bir kısım hemşerilerimize “Yaşar komünist olamaz, komünistler cesur olur asla kararlarından dönmezler. Yaşar, rahmetli Menderes’e hakaretten tutuklandığında vatan cephesine telgraf çekerek dışarı çıkmıştı. O nedenle o komünist olamaz” dediğini duydum ve bu sözüne de hak vermiştim sonunda.

Sayın Rasim Beye sonraki bir karşılaşmamda Nuri beyle olan diyalogumu anlatınca güldü: “Yahu öyle söylenir mi Nuri Beye” dedi. “Söylenmez ama gerçek öyle idi” dedim gülüştük. Nuri Beyin “Yaşar’dan komünist olmaz, çünkü komünistler teslim olmaz. O rahmetli Menderes’e hakaretten tutuklanınca Vatan Cephesi’ne tel çekti ve dışarı çıktı.” Sözünü de çok gerçekçi buldum ve kalben daha da ısındım. Rahmetli Nazım Hikmet her ne kadar “Düşmanıyım asaletin kelimelerde bile” dese de, çok yıllar önceden beri ben de asalete inanmakla da yarım komünistlikten zaten çoktan çıkmıştım.

Sanırım iyi de yapmışım. Komünist Parti Türkiye’de resmen açıldı ama, bu seçimlerde nazarlık kabilinden bir tek Kılıçdaroğlu’nun memleketi Tunceli’de bir ilçede Başkanlık çıkarabildi. Siyasetçilerimiz artık bundan böyle yanlarında taşıyabilirler. Bizde de her şey serbest derler. Rahmetli Özal, yazdığım bir yazıdan üç beş ay sonra anti demokratik kanunları kaldırmıştı. Merhum Emirmahmutoğlu’da Hizmet Gazetesi’nde “Gazeteci Yaşar, komünistliği yasaklayan maddelerin kaldırılması için imza topladı” diye çarpıtarak yazmıştı. Ben sadece komünistliğin değil, bütün yasakların örneğin Şeriatı yasaklayan 163. Maddenin de kaldırılmasını istemiştim. İmzaları rahmetli Başkan Cemal Gürsel’e sunulmak üzere Ankara’da çıkan Müşerref Hekimoğlu’nun Öncü Gazetesi’ne göndermiştim. O tarihlerde Öncü ile birlikte Cumhuriyet ve Milliyet’in Maraş Muhabirliğine de ben bakıyordum. Rahmetli Sayim Bey ise, kasıtlı olarak gazetesi Hizmet’te “Gazeteci Yaşar komünistliğin serbest olması için imza topladı” diye yazmıştı…

DEVAM EDECEK

Kahramanmaraş'ın güncel haberlerini Google News'ten takip edin !
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Sultangazi Spor Şenliği’nde gösteri maçını Ahmet Çakar yönetti Sultangazi Spor Şenliği’nde gösteri maçı...

Birçok sportif faaliyeti ilçe sakinleriyle buluşturan Sultangazi Belediyesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile bu yıl 11. Spo...

Aşırı takım sevgisi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor Aşırı takım sevgisi sağlık sorunlarını b...

2014 Dünya Kupası sırasında Brezilyalı seyircilerle gerçekleştirilen araştırmada takımlarına aşırı bağlı taraftarların canlı maç izlerk...

Milli karateciler spor severlerle bir araya geldi Milli karateciler spor severlerle bir ar...

2020 Tokyo Olimpiyatları öncesinde müsabakalara hazırlanış aşamaları ve unutulmayan anıların konuşulduğu organizasyona katılan Kağıthan...

Ekim ayında en çok Galatasaray konuşuldu Ekim ayında en çok Galatasaray konuşuldu...

Geçtiğimiz ekim ayında Avrupa’nın devleriyle karşılaşan Galatasaray, sahasında konuk ettiği Real Madrid ve PSG maçlarından puansız ayrı...


BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)

SON EKLENEN HABERLER
“BAYRAM DUÂSI” “BAYRAM DUÂSI”

Gâlip Erdem Ağabeyimizin azîz hâtırasına duâlar ve Fâtihalar...

Kahramanmaraş Kamu-Sen İsrail Vahşetini Protesto etti Kahramanmaraş Kamu-Sen İs...

Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Ziya YENİPINAR, İsrail vahşet...

Kahramanmaraş’ta İsrail’in Yaptıkları Lanetlendi Kahramanmaraş’ta İs...

Ramazan Ayında, İsrail’in Kudüs ve Filistinlilere yapm...

Biriz Edebiyat Cemalettin Gündoğan İle Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması 36 Biriz Edebiyat Cemalettin...

BİRİZ EDEBİYAT CEMALETTİN GÜNDOĞAN İLE FASL_I MUHABBET 221.G...

İSRAİL’E MEKTUP  İSRAİL’E MEKTUP 

Yüce Allah’a bile toplu isyan ettiniz,  Et verdi helva verdi...

ABT Projesi Öğrenci Buluşmaları Gerçekleşti ABT Projesi Öğrenci Buluş...

Akademik Başarı Takibi Projesi (ABT) Öğrenci Buluşmaları kap...

PIRLS Kapsamında Çevirimiçi Okuma Etkinli Yapıldı PIRLS Kapsamında Çevirimi...

Kahramanmaraş Valisi Ömer Faruk Coşkun, İl Millî Eğitim Müdü...

ANNELER GÜNÜ  ANNELER GÜNÜ 

Anna jarvis kilisede anne günü kutladı.  Zavallı Müslümanlar...

 ANNELERİMİZ  ANNELERİMİZ

Vatan gibi kutsal, ekmek gibi mübârek, Türkçe gibi nezih, su...

KADİR GECESİNE HAZIR MIYIZ?  KADİR GECESİNE HAZIR MIYI...

Cumartesi gününü Pazar gününe bağlayan gece, Kadir gecesidir...

FOTO GALERİ
YAZARLAR HABERLERİ
VİDEO GALERİ